Tek adam!..

 

Tek adam!..

Türk siyaset tarihinde çift baslilik hep sorun olmustur…

Öyle ki…

Cumhuriyet’i kuran o büyük irade Mustafa Kemal Atatürk ile en yakin silah arkadasi Ismet Inönü’nün arasi, Cumhurbaskani-Basbakan iliskisi içindeyken açilmis ve kopmustur..

Ve Inönü istifa etmek zorunda kalmistir!

AB eski Bakani Egemen Bagis’in “Atatürk dönemi de örtülü Baskanlik sistemi gibiydi” sözleri üzerine hafizalari tazelemek için daha önce de kaleme aldigim Mustafa Kemal Atatürk-Ismet Inönü arasinda yasanmis tarihsel bir olayi tekrar gündeme getirmek istedim..

Iyi okuyun..

                                                 ***

Atatürk 18 Eylül 1937’de Atatürk Orman Çiftligi’nde yapilmasi planlanan fabrika hakkinda Çiftlik Müdürü Tahsin ve Hasan Riza Soyak’tan bilgi alir.

Bu kisiler, fabrikanin verimli olabilmesi için devletin isin içine girmesi, hatta Istanbul’daki Bomonti fabrikasinin da devletçe satin alinmasi gerektigini söylerler..
Halbuki Inönü buna bastan beri karsiydi.?
O sirada orada bulunan Dahiliye Vekili Sükrü Kaya konusmalari Ismet Pasa’ya aktarinca olanlar olur.

O günün aksami söz çiftlik ve bira fabrikasina gelince, Ismet Pasa gayet sinirli bir sekilde, kendisinden aldigi bilgilerden yetinmeyerek çiftlik müdüründen fikir aldigi için Atatürk’e sitem eder.

Hasan Riza Soyak’in anlattigina göre, Inönü Atatürk’e “Ne oldu Pasam size? Eskiden böyle degildiniz. Artik emirlerinizi hep sofradan mi alacagiz? Aramiza Kara Tahsinler giriyor. Konusmamiza meydan vermiyorlar…” der.

Atatürk yanindakilere alçak sesle “Yahu Ismet Pasa’ya ne olmus, kendisini çok asabi görüyorum” diyerek olayin büyümemesi için sofrayi erkenden dagitir..
Gece olaysiz kapanmisti ama konuklar gittikten sonra olanlari, Salih Bozok’la birlikte köskte kalan Kiliç Ali söyle anlatiyor:
Önce Atatürk’ün sesi duyuldu:
“Neydi o sofradaki afra tafraniz Pasa Hazretleri? Ne demek istediginizi açikça söyleyin bakalim!”
Ismet Pasa, çok yavas sesle konusuyordu.
Dediklerini iyice duyamiyordum.
Tek tük kulagima ‘hükümet isleri’, ‘azarlanmak’ gibi kelimeler çarpiyordu.
Atatürk’ün sesi tekrar yükseldi:
 “Ne demek hükümet azasi? Ya benim Devlet Reisi olarak görevim nedir? Yaaa! Demek öyle! Siz bildiginiz gibi isleri yürüteceksiniz, ben de sizin islerinizin mühürcübasisi olacagim! Öyle mi? Sen böyle mi anliyorsun Basvekilligi? Böyle mi memleket idare edeceksin? Basvekil demek layüsel (dokunulmaz) demek degildir. Elbette yaptigi isler tenkit edilecek. Tenkit edeceklerin en basinda da ben geliyorum! Begenmediklerimi söyleyecegim, düzelteceksiniz. Sizin göreviniz bu.”
Yine Ismet Pasa konusmaya basladi.
Atatürk on dakika kadar kendisini dinledi, sonra:
“Siz yorulmussunuz Pasa! Sinirleriniz bozulmus! Yalniz sinirleriniz olsa yine de zarar vermez ama düsünce selametini de kaybetmissiniz! Acele dinlenmege ihtiyaciniz var! Size izin veriyorum, yerinize kimin vekâlet edecegini yarin ajanstan ögrenirsiniz…”?
Yakup Kadri bu konusmadan sonra yanlarindan basi öne egik sekilde geçen Ismet Pasa’nin gece Salih Bozok’un odasina gittigini, kendisinin de yan odadan konusmalari duyabildigini belirtiyor.
Yakup Kadri’ye göre Ismet Pasa, Atatürk’e ne kadar bagli oldugunu, bu göreve kendisini onun getirdigini, dolayisiyla da onun görevden almasinin dogal oldugunu ancak kovulmasinin kamuoyunun nezdinde itibarini yerle bir edecegini söylüyor ve kendisine sereflice çekilme firsati verilmesini rica ediyordu.
Ismet Pasa’nin buldugu formül, yorgunluk mazeretiyle iki haftalik bir doktor raporu almak, ardindan da istifa etmekti. Salih Bozok, Atatürk’ü uyandirmis ve teklifi iletmisti.

Atatürk önce, “Hadi ya! Sofrada poz üstüne poz atiyordu. Neden amana düstü bakalim!” demis ama sonra teklifi kabul etmisti.

19 Eylül 1937’de Atatürk ve mahiyeti, II. Tarih Kongresi’ne katilmak üzere Ankara’dan Istanbul’a hareket etti. Trende Inönü de vardi.

Atatürk, “Bizi Pasa’yla yalniz birakiniz” demisti.

Iki adam bir süre arkadaki salonda konusmuslardi. Digerleri sofrada bekliyordu. Bir süre sonra Inönü görünmüstü. Yüzünde herhangi bir özel ifade yoktu. Sofraya oturmamisti. Az sonra Atatürk gelmis ve sofradakilere “Bu is bitti!” demisti.

Ikilinin ne konustugunu ise Inönü hatiratinda söyle özetleyecekti:?

“… Trene girer girmez Atatürk beni yalniz yanina aldi. Aksam vuku bulan çekismelere, hadiselere, tartismalara kisaca isaret ederek, ‘simdiye kadar beraber çalistigimiz zamanda pek çok defa kavga etmisizdir. Ama bu kadar açiktan, bu kadar serti olmamisti. Bu sebeple sizin çalismaniza biraz aralik vermek dogru olacaktir’ dedi. Ben, onun bu sözünün çok isabetli oldugunu söyleyerek atilgan ve samimi bir tavirla karsiladim. Çok mütesekkir olurum dedim. Onun üzerine derhal benim yerime getirmek istedigi zatin adini söyledi. Celal Bey’i getirecegim dedi. Pek münasip olacagini, isabetli olacagini söyledim…”?

Sonucunda Ismet Inönü gidiyor, Celal Bayar Basbakan oluyordu (1)

***

Evet Mustafa Kemal ile Ismet Inönü’nün arasini açan olay böyleydi..

Cumhurbaskani Atatürk’ün Basbakan Inönü’ye söyledigi ‘Ben mühürcübasi degilim’ sözü çok sey anlatiyor…

Mustafa Kemal’in Cumhurbaskani olarak nasil ülke yönetimine agirligini koydugunu icranin basi oldugunu ortaya koyuyor..

Ne demistim..

Bu milletin gizli  genlerinde tek adamlik gerçegi var..

Gelelim  ‘Partili Cumhurbaskani olur mu  hiç’  elestirilerine!..

Sevgili okurlar…

Önümde 12  Mayis 1946 tarihi bir gazete manseti..

Gazetenin adi; Son Posta...

Hani ‘Partili Cumhurbaskani olmaz’  deniyor ya..

Iyi okuyun…

‘Cumhuriyet Halk Partisi Büyük Kurultayi toplantisini bitirdi. Parti Genel Baskanligina 788 üyenin oy birligi ile Cumhurbaskani Inönü seçildi.’

Demek ki olmus..

Fazla yoruma gerek var mi?

Ismet Inönü Cumhurbaskani iken CHP Genel Baskanligina seçilmis…

Partili Cumhurbaskani olur mu? diyenler ne der acaba?

Tarihi gerçeklerden kaçilmaz ki!..

***

GEÇMISIN LIDERLERI  NE DIYORDU..

Peki bugün tartisilan Cumhurbaskanligi sistemi ile ilgili geçmisin önemli liderleri ne diyordu..

TURGUT ÖZAL

Iste Türkiye’nin 80 ihtilali sonrasi tabulari yikarak dönemine damgasini vuran Turgut Özal’in görüsleri..

“Eger toplum homojen degilse parlamento çok çesitli imkanlardan meydana geliyor. O arada mezhep farkliliklari, etnik farkliliklar, böle farkliliklari aksediyor, her sey aksediyor. Ama birlestirici unsurlar azalmaya basliyor. Buna mukabil Baskanlik sisteminde siz bir adam seçiyorsunuz. O vakit mecbursunuz en iyisini seçmeye. Öbür türlü ‘Bu benim adamim olsun da, isten fazladan olsun fark etmez. Benim bölgemim adami olsun veya benim etnik grubumdan olsun da hiç fark etmez’ diyorsunuz. Ama is bir adami seçmeye çalisiyorsunuz, baska çaresi yok.  Orada artik etnik fark veya mezhep farki ya da baska farkliliklar ikinci derecede.” 

ALPARSLAN TÜRKES

Peki bugün MHP Genel Baskani Devlet Bahçeli’nin yeni sisteme destek vermesini elestiren ülkücüler, efsane genel baskanlari ‘Basbug’ Alparslan Türkes’in baskanlik sistemi ile ilgili ne dedigini biliyor mu?

Iste Türkes’in görüsleri..

“Milliyetçi Hareket tek baskan, tek meclis sistemini savunur. Çagimiz kuvvetli, adil ve hizli icra çagidir. Türk milleti, dünya imparatorluklari kurdugu devirlerde kuvvetli, adil ve hizli icra sistemini uygulamistir. Kuvvetli ve hizli icra, icra gününün tek elde toplanmasiyla mümkündür. Bunun için tarih ve töremize uyun olarak, baskanlik sistemini savunuyoruz..”

SÜLEYMAN DEMIREL…

7 kez Basbakanlik 7 yil da Cumhurbaskanligi yapan merhum Süleyman Demirel ne düsünüyordu?

Iyi okuyun..

“Bugün seçim olsa ne olacak diyenlere soruyorum. Olmayacaksa ne olacak? Seçim olursa, bugün sikayet edilen seyler ortadan kalkacak, kalkmazsa ne olacak? O zaman sikayetler ortadan kalkana kadar seçim olacak. Seçim haricinde yönetilmemek için, mutlaka demokrasiye ihtiyacimiz vardir. Demokrasi ve seçim haricinde birisini göreve getirirsek onun da eli sopali olur. Bu nedenle, TBMM içinden bir hükümet çikarmak gerekli, seçim bu yüzden büyük bir firsat. Çikmadi mi parçali parlamento çikti. O zaman Baskanlik sistemine gideceksiniz.”

ERBAKAN’ IN MSP’ SI…

Bugün hayir oyu verecegini söyleyen Refah Partisi kurmaylarinin   efsane liderleri Necmettin Erbakan’in liderligini yaptigi Milli Selamet Partisinin 1973 Seçim Beyannamesi’nden haberi var mi?

Vardir eminim;

Ne diyordu 44 yil önceki seçim beyannamesi?

1-Baskanlik Sistemi getirilecektir: Devlet Baskanligi olan Cumhurbaskanligi ile Hükümet Baskanligi olan Basbakanlik birlestirilecek, icraya kuvvet, sür’at ve müeasiriyet saglanacaktir. Baskani TEK DERECELI OLARAK MILLET seçecektir. Böylece Devlet-Millet kaynasmasi ve bütünlesmesi kendiliginden dogacak ve Cumhurbaskanligi seçimi mevzuunda rejimimizi yipratan iç ve dis spekülasyonlara imkan kalmayacaktir.

2- Senato tümüyle kaldirilacak, tek meclis sistemine gidilecektir.

***

Sevgili okurlar siyasete damga vuran liderler böyle diyordu..

Söyleyecegim su ki Türk siyaset tarihinde  Cumhurbaskani-Basbakan arasinda krizler hep olmustur…

Neler yasandi neler?

Türkiye’nin ekonomik olarak çökmesine neden olan, Anayasa kitapçigini Basbakan’in suratina atan Cumhurbaskanlari gördük..

O nedenle…

Kim ne derse desin Türk siyasetinin genleri tek adam üzerine kurulmustur. Baskanlik sistemi siyasetin genlerinde hep gizli sekilde var olmustur.

Simdi bu gizli genleri hayata geçirmek için ‘Karar Milletin’ denilerek referanduma gidiliyor…

Karar da söz de büyük Türk milletinin…

Ne güzel demis sair;

Hakk serleri hayr eyler…

Zannetme ki gayr eyler…

Arif ani seyr eyler…

Mevla görelim neyler…

Neylerse güzel eyler…

Kyn: 2011; (1)Hasan Riza Soyak, Atatürk’ten Hatiralar, Yapi Kredi Yayinlari, 24

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir